< HasSickTear FC - Blogcu









GOD IS AN ASTRONAUT

Grup Üyeleri : * Torsten - Vocals, Guitars, Keyboards * Niels - Bass, Guitars, Visuals, * Lloyd - Drums, Synths


Albümler :  Far From Refuge" - Album 2007
                A Moment Of Stillness" - E.P. 2006
                All Is Violent, All Is Bright" - Album 2005
                The End Of The Beginning" - Album 2002


Kendilerine 'Indie' yakıştırması yapılsada onlar kendi müziklerini 'emotive instrumental Rocktronica' diye tanımlıyolar son albümlerinde. Ambient, Rock, Electronica, ne derseniz diyin ama kendilerine has bi havaları var kesinlikle ve bu konuda sadece yaptıkları müzikle değil görsel şovları ve video klipleriyle de biçok hayrana sahipler. İşin bizim açımızdan en iyi yanı ise onları 25 Ağustos'ta canlı izleme şansına sahip olabileceğimiz. Bu sene BARIŞAROCK'a misafir olucak grup bizi gerçekten  bu seneki organizasyon için baya heyecanlandırdı(bu sene boikot'ta Barışarock'ta yer alıcak bunuda unutmadan söyliyelim).

Grubun bikaç videosu buyrun;


(The End of The Beginning video)  http://www.youtube.com/watch?v=uevKxa6sjFA


(radau live)  http://www.youtube.com/watch?v=BDoZFkh32lM


(From Dust To Beyond video)

http://www.youtube.com/watch?v=XnbvGcUcbGQ&mode=related&search=


(All is Violent All is Bright video)

http://www.youtube.com/watch?v=tPPE6LiHxWU&mode=related&search=


(Fragile video)

http://www.youtube.com/watch?v=JkawnSrsq1k&mode=related&search=


Daha Fazlası için...
http://www.superadmusic.com/god/
http://www.myspace.com/godisanastronaut

ulash




PROPAGANDA III WORLD TOUR


Propaganda III sergisi San Francisco'dan start aldı. Küreselleşme karşıtı sanatçıların afiş çalışmalarından oluşan bir sergi kendisi. Türkiye'yi Banu İnanç Uyan temsil ediyor sergide. Metin Akın ve Deniz Cem Önduygu'nun eserlerinede Banu İnanç Uyan'ın sayfasından ulaşıp çalışmalarını görebilirsiniz. 2008'de sergi Dünya'yı dolaşmaya başlıcak, uğradığı duraklar arasında Türkiye'de olucak. Afişleri görmek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

link: http://www.flickr.com/photos/startpropaganda/


ulash

Cemiyette Pisiyorum

gitar 1 /vokal : tolgacan
bas : ali
gitar 2 /geri vokal : özver (deli gömeği)
davul : doan (lifelock)


Yayınlanmış 4 demolari var...


2002-çocuklar ve gençler için şarkı demeti (13 şarkı)
2003-hayatta herkesi anlatan bir resim vardır (13 şarklı)
2004-düşersem hatırla (12 şarkı)
2005-kahrolsun edebiyat (8 şarkı)

2000 çıkışlı 4 çekerli skamtrak post grunge-punk grubu... Türkçe müzik yapmaktadır...Sadece kendi bestelerini çalar... bu güne kadar 3 kişiydi... davulcu hep değişti...geçen yıl Doğan,bu yıl da Özver gruba dahil oldu...özver dışında herkes öğrenci...plak şirketleriyle görüşmeler var şu günlerde...

 

www.cemiyettepisiyorum.com grubun resmi sitesi demolara burdan ulasabilirsiniz....

 

Bu da bi roportajlari buyrun...


tolgacan :
Ali'yle Anabala Pasajı'nda tanıştık. Obsesif İnorganik ikili haline nasıl geldiğimizi anlayamadım ama pişman değilim. Aslında müzikal zevk anlayışımız pek uyuşmaz. O underground,hard dijital,endüstriyel etkileşimli sesleri daha çok sever. Ben,takıntılı ve yeniye kapalıyımdır. Nirvana dinlerdim. Ölünce bitti. Biraz nofx dinledim. Sonra bişey bulamadım. Kesmedi. Ben de müzik dinlemeyi bıraktım. Artık hiçbir şey dinlemiyorum. Müzik dinlemekten çok sıkıldım. Ama şarkı yapmak ayrı bişey. Belli aralıklarla yapmak zorundayım. Olmazsa ağır depresyonlara girip tanınmayacak hale geliyorum.Sonuçta punk kökenli bir müzik türü ortaya çıksa da ham halinin çıkanla hiçbir alakası yok. Oturup iki akorun üstüne teori geliştirenlerden değilim. Teoriyi ortaya çıkaran asıl şeyi yaratıyorum. Son şekillenmesinde teorinin etkisi var. Bi şarkı yapıp dandik teyplerle kaydedip kendi kendime dinlemeyi hiçbirşeye değişmem. Bunu diğer beste yapanların genel anlayışından daha ötede birşey olarak görüyorum. Aklımda bir melodi başladığında,senfoni şeklinde birçok altyapı ve yardımcı enstrümanların sesleri de ortaya çıkıyo. Ana melodiyi oradan çekip çıkarmak anahtar nokta. Sonra ayrıştırılan melodiler filtrelenip küçük rötuşlarla tekrar yerlerine oturuyo. Tam olarak anlatmam imkansız ama bu süreci tüm benliğinizle yaşamak gerçekten çok güzel.Genelde sıkıcı ve istikrarsız bir yaşam şeklim var. Zamanla kişiliğim de öyle oldu. Burdan nasıl çıkacağımı bilemiyorum. Sözler,büyük oranla yaşananları anlatır. Ama fark sadece anlatılış şeklinde değil,daha çok yaşayış şeklindeki yabancılaşmanın anlatıma yansıtılmamasındadır. Beş yıl önce olan olay bile sahnede o an yaşanıyormuş gibi sunulur. Olay yaşanırken farkedilmeyen noktalar bile o anda sahnede kafama dank eder.Lan,bu böyle miymiş,vay anasını bee,ben ne yapmışım? gibi ünlem cümleleri sık aralıklarla trafiğe katılmaya başlar. İşte o an anlarım ki,bu gerçektir ve sahnedeyimdir. Etraftaki yalıtımın kalkmamasını umarım. Böylece"belki de gerçek değildir,sahnede değilimdir"şeklindeki bilinç altı korunma mekanizmam beni rahatlatır. Ama olan olmuştur ve genelde kendimde olmadığım için sahne-grup içi iletişim ve kontrol sıfırın altına inmiştir. Gerisini tahmin etmek pek zor değil.

Davulculardan çok çektik. Arkamızdaki adamın güvenilir olmaması paranoyası beni hasta etti. İyice paranoyak ve çekilmez biri oldum. Davulculardan nefret ediyorum. Sorun bende olsa hallederim ama bende değilse ve sorun olan kişi de kontrol dışıysa....off... konuşmak istemiyorum , gebersin hepsi. Kafanıza göre bir davulcu bulmak gerçekten çok zor. Davul neredeyse tüm altyapıyı tek başına götürüyo ve sahnede sıçarsa bittiniz demektir. Sizin doğru çalmanızın hiçbir önemi yoktur. Bir salak yüzünden herşey berbat olmuştur. Buna dayanamıyorum. İnsan yaptığı işe inanmalı. İnanmak istemiyorsa da başkalarının zamanını çalmamalı. Acaba davulsuz müzik yapsak daha mı iyi olur diye çok düşündüm ama aynı dolgunluğu vermesi imkansız. Davul olmasa işimiz gerçekten çok daha kolay olurdu. Bütün stüdyo masrafı davul yüzünden çıkıyo. Bu davulcular yüzünden zaten hip-hop furyası patladı. Millet kolaya kaçıyo. Al bi set ıptıs dıptıs...Kaydetmek te kolay. Masraf az. Söze asıl,tamam. Koy amına koyyım.hahaaaaaa. o kadar basit deildir belki ama umrumda deil..şimdiki davulcumuz doan çok iyi bi herif...memnunuz işte...bi de zilleri taşımaya üşenmese tamam...


ali :
6 yıl önce,hayatımdan pek de memnun olmadığım,bulunduğum ortamı değiştirmeye çalıştığım sıralarda Anabala Pasajı'nda Sahaf Cevdet Abi'nin dükkanına takılmaya başlamam büyük bir şans olmuştu benim için.Düşünebilen ve enerjisini cover değil de beste yapmaya harcayan bir gitarist...Daha ne ister ki insan!? Her ne kadar Tolga kendisi için "Yeniye kapalıyım." dese de 6 yıl önce Tolga'dan çok daha tutucuydum müzik konusunda. Grup olmanın anlamını öğrendikçe ve "Obsesif inorganik ikili" haline geldikçe benim de müziğe bakış açım değişip gelişti (En azından ben geliştiğini düşünüyorum) Bu süre içinde Cemiyette Pişiyorum dışında noise,noise-grind ve Hardcore projelerinde bulundum.


dogan :
Geçen yıl beraber çalmaya başladık.Beni Lifelock'ta çalarken görüp beğenmişler...annemden istediler..uygun bir başlık parasına olur dedik işte..böyle takılıyoruz şimdilik...


*Punkerlanden alinmistir...


Albumlerini dort gozle bekliyoruz niye mi para kazansinlar diye yoksa demolari gayettte yetiyo bize, pismis seviyoz yola bustiyere gaza basmaya devam...oi oi oi!!!

ulash



Sokak Köpekleri!!!


Sokak köpekleri 1996 yılında Cem Eren ve Furkan Kartal tarafından kuruldu.
1996 - 2007 yılları arasında Ankara-İstanbul-İzmir ve Eskişehir’de konserler veren grup rock-underground gruplar arasında saygın bir konumdadır.

Bugüne kadar "Punksın Dediler Vermediler", "Kanlı Yılbaşı", "Bizden bu kadar" ve "Hey" isimli  4 demo yayınladılar.

 

Kadro;
Cem Eren: vokal-gitar,
Furkan Kartal (Furu): bas-geri vokal,
Eralp Güven: davul-perküsyon.


Minibar zamaninda sokakta icmek, marmara siselerini saga sola sallamak, alokolun dine vurmak geliyo sokak kopeklerini gorunce inanirmiydim album yapacaklarina pek degil gorunce gercekten sevindim. Sokaktan birileri ordaydi hos bu, biraz sound degismis albumde ama duzenleme denen sey bu oluyo heralde, tabi efsane demolardaki ve dilimize takilan bazi sarkilari goremedik albumde. Sokak Kopeklerinin albumu edinin kesin! Sokaga saygi meselesi ayriyetten. Demolarini dinlemenizde yarar var. Turk punkinda ozellikle ankara ayaginda gercekten sevilen saygi duyulan  bi gruptur Sokak Kopekleri. Album icin mi bilinmez ama Furu ve Cem'in barismis gozukmelerine ve Furu'nun donusune sevinmemek elde degil.

Yazi & Kolaj : ulash


Hank'e Saygilarla...

...Hemingway'in boğa güreşlerine neden ihtiyaç duyduğunu biliyorum; resmi çerçeveliyordu onun için; gerçeğin nerede olduğunu ve ne olduğunu hatırlıyordu. Elektrik faturası, yağ değiştirme filan derken unuturuz bazen. Çoğu insan ölüme hazır değildir, ne kendi ölümlerine ne de başkalarının. Şoka girerler, ödleri patlar, beklenmedik bir sürprizdir ölüm onlar için. Olmamalı oysa. Ben ölümü sol cebimde taşırım. Bazen cebimden çıkarıp onunla konuşurum: "Selam yavrum, nasılsın? Ne zaman geleceksin beni almaya? Hazırım."
Bir çiçeğin büyümesi bizi ne kadar kederlendiriyorsa, ölüm de o kadar kederlendirmeli. Korkunç olan ölüm değil, yaşanan ya da yaşanamayan hayatlardır. İnsanlar hayatlarına saygı duymuyorlar, işiyorlar üstlerine, sıçıyorlar. Geri zekalılar. Tek düşündükleri düzüşmek, sinema, para ve düzüşmek. Hiç düşünmeden yutuverirler Tanrı'yı, hiç düşünmeden yutuverirler Vatan'ı. Çok geçmeden düşünme yeteneklerini yitirir, başkalarının onlar için düşünmelerine izin verirler. Pamuk beyinliler. Görünümleri çirkin, konuşma biçimleri çirkin, yürüyüşleri çirkin. Yüzyılların olağanüstü bestelerini çalın onlara, duymazlar. Çoğu insanın ölümü bir aldatmacadır. Ölecek bir şey kalmamıştır geriye...

C. Bukowski - Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi (Parantez Y.)


ulash

« Önceki ::