< Mihenk TASI - HasSickTear FC - Blogcu









Charles Bukowski

*mahvolmuş hayatlar
olağandır
bilgeler için de
ahmaklar için de
ancak
o mahvolmuş hayat
bizimki olduğunda,
işte o zaman
farkına varırız
intiharların,ayyaşların,hapishane
kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir
parçası
olduklarının.


*...yaşamak
ölmekten daha çok
cesaret gerektirir
bazen...


*beyinle ruhu ayıran alan
birçok farklı biçimde
deneyimden etkilenir-
kimi beynini yitirip
ruha dönüşür:
deli.
Kimi ruhunu yitirip
Beyne dönüşür:
Entelektüel.
Kimi ikisini de yitirir ve
Kabul görür.


*bir beysbol maçı
aşk
veya
polis
dizisi arayışıyla
televizyonlarımızı açıyoruz

ama
ses
aslında istediğimiz

zihnimizi
dağıtacak
küçük bir şey

kimse
sonlarla
ilgilenmiyor

sonu biliyoruz

kimimiz
zayıf düşer

kimimiz
İsa'nın
Köpeği
Olur.

Kimimiz olmaz.


* Yapmam gerekeni yapma cesaretinden yoksun olduğumu bilmek çok kötü bir duyguydu.


*İstedikleri buydu demek: yalanlar. Harikulade yalanlar.


*Biz böyleydik, başka türlü olmak istemiyorduk.


*Herkes sisteme uyup içine girebileceği bir kalıp bulmak zorundaydı.


*Sarhoş olmayı hep sevmeye karar verdim. Sıradanlığı alıp götürüyordu, sıradanlıktan yeterince sık uzaklaşabilirsen sıradan olmazdın belki.


*Aynı bok çukurunun içindeydik hepimiz. Kaçış yoktu...Zamanı geldiğinde sifonumuz çekilecekti.


*Patronlar daha fazla adam çalıştırmaktansa birkaç kişiyi fazla çalıştırmayı yeğliyorlardı. Adamlara sekiz saatini veriyordun ama yetmiyordu, fazlasını istiyorlardı. Altı saat sonra seni eve yolladıkları görülmemiştir mesela. Düşünecek zamanın kalmamalıydı.


*Serseriydik, tembeldik, günlerimizin sayılı olduğunu biliyorduk. Rahattık bu yüzden, ne kadar yeteneksiz olduğumuzu anlamalarını bekliyorduk. O gün gelene dek arada sırada birkaç dürüst saat çalışıp sistemin içinde varolmaya çalışıyor, geceleri hep beraber kafaları çekiyorduk.


* Dünya denen uçurumun eteğinde olmak gibiydi -son düşüşten önce bir dinlenme yeri.


*Günahsız çocukları sakat bırakacak bombaları desteklemek için para verilir mi?


*Dünya bana göre değildi, ben dünyaya göre değildim.


*İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.


*Paran yoksa kanun işlemiyordu.


*Dawn'a baktım. Genç ve güzeldi. Ruhu var gibi görünüyordu ayrıca. Aşk hayatında neden hüsrana uğramıştı acaba? Ama aşkı ıskalamanın binbir yolu vardı.


* - İyi de, içiyorsun. Ona aşıksan içkiyi hemen bırakman gerekir. Şu an.
      - Haklısın, bu içkiyi lavaboya dökeceğim.
      - Melodramatikleşme, bardağı bana vermen kafi!


*Yazar olmanın çeşitli yolları vardı oysa. Bir süre yazarsınız ve başka yazarlar tanırsınız. İyi ve kötü yazarlar. Ve hepsinin teneke ruhlu olduklarını keşfedersiniz. Onlarla aynı odada bulununca anlıyordunuz bunu. Büyük bir yazar beş yüz yılda bir geliyordu ve o sen değildin ve onlardan biri olmadığı da kesindi. Boku yemiştik.


* Kentler insanları öldürmek için inşa edilirler.


*Devrim isteyenler var, biliyorum, ama isyan sonrasında yeni hükümetinizi kurduğunuzda bir bakarsınız ki yeni hükümetiniz eski Baba'nızdır yine, yüzüne yeni bir maske geçirmiştir sadece.


*Her yerde dünyanın duvarlarına tırmanmaya çalışırız ve akşamdan kalmalığımın en kötü saatlerinde bana değişik intihar yöntemleri öneren iki dostum geliyor aklıma. Sevgi dolu bir dostluğun bundan iyi kanıtı olur mu?


*Ölmek için doğmak. Hayatından bezmiş zavallı bir kemirgen gibi yaşamak kaderimdi sanki. Yaşadığın andan çılgınca zevk almak bana hiç nasip olmayacak mıydı? Neden kendi cenaze törenimi izliyormuş gibi hissediyordum?


*Genellikle yaşamın en güzel bölümleri hemen hiçbirşey yapmadığınız anlardır. Vaktinizi tümüyle ense yaparak geçirirsiniz. Herşeyin anlamsız olduğunu farkettiğiniz zaman, bunun ayrımına varmış olmanız yaşamınızı anlamsız olmaktan kurtarır aslında. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Benimkisi iyimser bi kötümserlik.


*çimen altında geçen 225 günden sonra
benden daha çok şey biliyor olmalısın.
kanını emip bitireli epey oldu,
artık bir sepette kuru bir çubuksun.
bu işler böyle mi oluyor?
bu odada
aşk saatlerinin
hala gölgeleri var.
bırakıp gittiğinde
aşağı yukarı her şeyi
alıp gittin.
geceleri beni ben olmaya
koymayan kaplanların önünde
diz çöküyorum.
senin sen olman
asla bir daha olmayacak.
kaplanlar beni buldular
ama artık umurumda bile değil.


*Aslında çok küçük şeyler bile kendimi mutlu hissetmeme yetiyordu. Ama bütün mesele, bu küçük şeyleri şu kocaman boktan dünyanın içinden bulup çıkarmaktı.


Charles Bukowski

TRAINSPOTTING

''Toplum sıradanlığın dışında olduğunu fark ettiği insanları absorbe etmek ve değişirmek için ilginç bi mantık kullanıyo. Düşünün ki ben bişeyi biliyom, ama yine de hayatın kısa olduğunun farkında olduğum için ot kullanmak istiyom. Seni bırakmazlar ki. Seni bırakmazlar, çünkü bu onların başarısızlıklarının bi simgesi olur. İşin aslı, sen sadece onların sana önerdiklerini reddediyosun hepsi bu. Bizi seç. Hayatı seç. Banka ipoteklerini seç, çamaşır makinelerini seç, otomobilleri seç, bi divana oturup televizyondaki sulu zırtlak, iğrenç programları seyretmeyi seç, ağzına rezil gıdalar tıkıştırmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Hayatı seç.''


''Hiç süphe yok ki tam bi bok çuvalı gibiyim. Sikimde diil!''


''Hayat sıkıcı ve boş. Büyük umutlarla başlıyoz, sonra sıçıyoz. Sonra gerçek yanıtları bulamadan geberip gidececeğimizi fark ediyoz. Varlığımızı gerçekten değerli bi bilgiye, gerçek şeyler hakkındaki o bilgiye tam eriştiremeden, hayatımızı sadece farklı biçimlerde yorumlayan bütün o büyük fikirleri geliştiriyoz. Aslında, sadece kısa ve hayal kırıklığı dolu bi hayat yaşıyoz, sonra da geberiyoz. Hayatlarımızı kariyer veya kendimizi tamamen aldatmaya yönelik ilişkiler kurmak filan gibi boklarla doldurmaya çalışıyoz.''


''Eski bitakım savaşların yıldönümünü kutlamak bence öküzlük, annıyo musun?''

''Kendinden ödün vermeden, iğrenç ikiyüzlülüğe fazla bulaşmadan ve bu çürümüşlüğe kendini fazla kaptırmadan bi topluluğu tatmin etmenin en iyi yolu klişelere sadık kalmaktır. İnsanlar böyle zamanlarda klişeleri severler. Çünkü gerçek görünürler ve bi anlamları vardır.''


''Bu dünyada biraz geyiğin ve içkinin silemeyeceği hiçbi dert yoktur.''


''Jimmy Cagney gibi konuşmaya çalışıyordum, ama berbattım; genelde olduğu gibi. Yine de, başarısızlık, başarı...bunlar ne ki? Kimin sikinde. Hepimiz yaşıyoz, sonra ölücez, bu kadar da kısa bi zamanda. Bu kadar; siktiimin konusu kapanmıştır.''